Hoşgeldiniz.Sitemiz bu tarihten itibaren yeniden güncelleniyor.İlginiz için teşekkür ederiz.
Google'dabu sitede

44-islam-ilmihali-Haccda-Kurban-Kesmek

search,arama motorları,arapça dersleri,arapça seti indir,ilahiyat arapça,arapça pdf


KURBAN BÖLÜMÜ

KURBAN KESMEK KİMLERE VACİPTİR
HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLARAK KESİLEBİLİR
KURBAN KESME ZAMANI
BAYRAMDA KURBAN EDİLMESİ YASAK OLAN HAYVANLAR
KURBANLA İLGİLİ DİĞER MESELELER
KURBAN BAYRAMINDA KURBAN KESMENİN SEVABI

KURBAN: Bayram günlerinde kesilen hayvanın ismidir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın ismini anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik. Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulaşacaktır. Allah'a ulaşacak olan ancak sizin O'nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibâdettir. Size doğru yolu gösterdiğinden Allah'ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. Ey Muhammed! İyilik yapanlara müjde et."

(Hacc: 36-37)


KURBAN KESMEK KİMLERE VACİPTİR:
Hür, baliğ, zengin ve mukim olan her müslümana kurban bayramında kurban kesmek vaciptir. Seferi olanlara ve fakirlere vacip değildir. Kurban kesmek bir ibadettir. Dolayısıyle bir kimseye kurbanın vacip olabilmesi için o kimsenin müslüman olması şarttır. Zira kâfir ibadete ehil değildir.

"Hürriyet" mala tam manasıyla sahip olabilmek için gereklidir. Çünkü kölenin mülk edinme hakkı yoktur.

Gerek kurbanı elde etme, gerekse hakkı ile edâ etmek için "Mukim" olma şartı aranır. Seferi olan kimse, birçok meşakkatle karşı karşıyadır. Zenginliğe gelince; kurban kesmek Fıtır Sadakası nisâbına mâlik olmayana vacip değildir.


HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLARAK KESİLEBİLİR:
Kurban olmak üzere boğazlanması caiz olan hayvan üç çeşittir. Deve, sığır, koyun keçi. Bunların hem erkeği hem dişisi kurban olur. Tavuk, horoz ve eti yenen yabani hayvanlar kurban olmaz. Devenin beş seneliği, sığırın (inek, öküz, manda) iki seneliği, koyun ve keçinin bir seneliği kurban olur. Bilhassa koyunun gösterişli olan altı aylığı da kâfi gelir. Bir koç veya teke ne kadar yaşlı ve vücutça gelişmiş de olsa bir kişi için, bir deve veya sığır da, yedi kişi için kurban olabilir.

Cabir b. Abdillah (r.a)'dan; şöyle demiştir: "Biz Hudeybiye (Umresin)de Rasulullah (s.a.s)'in beraberinde iken, deveyi yedi kişi adına ve sığırı yedi

kişi adına (kurban olarak) kestik."

(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Ukbe b. Amir el-Cüheni (r.a)'den:

Rasulullah (s.a.s) (sahabiler arasında vekâleten taksim etmek üzere) kendisine bir miktar (kurbanlık) davar vermiş, kendisi de bunları kurbanlık olarak sahabilere taksim etmiş ve bir tane Atud (yâni ikinci yaşına basmış kuvvetli keçi oğlağı) geri kalmıştı. Ukbe bunu Rasulullah (s.a.s)'e arz etmiş.

Rasulullah (s.a.s)'de: "Onu da sen kendine kurban et" buyurmuştur.

(Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Asım b. Kûleyb'in babası (Kûleyb b. Şihab) (r.a)' dan; şöyle demiştir:

"Biz Rasulullah (s.a.s)’ in sahabilerinden, Süleym oğullarından Mûşâci isimli bir zât ile beraber idik. (O esnada) d avarlar az idi. Bunun üzerine Mûşâci bir ada ma emretti. Adam (da halka) şu duyuruyu yaptı: Rasulullah (s.a.s): "Seniyye'nin (yâni; iki yaşına basmış koyunun) yettiği şeye, Ceza'ıh (yâni altı ayını doldurup bir yaşını tamamlayandan farksız görülen kuvvetli kuzunun) yettiğini buyuruyordu."

(Ebu Davud, İbni Mace)

Câbir b. Abdillah (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Siz (kurban olarak) yalnız mûsinne (yâni; altıncı yaşına basan deve, üçüncü yaşına basan sığır, ikinci yaşına basan koyun ve keçi) keşiniz. Meğer ki bunu kesmek size güç ola. O taktirde koyun nevinden ceza (yâni altı ayını doldurup bir yılını tamamlayandan farksız ve kuvvetli görülen kuzu) kesebilirsiniz."

(Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Ahmed)


KURBAN KESME ZAMANI
Kurban kesmenin vakti; bayramın birinci günü fecri sadık'ın doğması ile girer. Üçüncü günün akşamına kadar devam eder. Fakat şehir halkı için, imamın bayram namazını kıldırmasına kadar kesmek caiz değildir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde namaz vaktinden önce (fecri sadık’tan sonra) kesilmesi caizdir. Çünkü böyle kimseler kurban kesmekle meşgul olmaları, onları vâcib olan başka bir ibâdetten alıkoymaz.

Bir kimse yukarıda belirtilen vakit girmeden önce kurban keserse, onun kestiği kurban sayılmaz. Dolayısıyla yeniden kurban kesmekle mükelleftir.

Enes b.Mâlik (r.a)’dan rivayet edildiğine göre:

Bir adam kurban bayramının ilk günü, yâni; bayram namazından önce kurban kesti. Sonra Rasulullah (s.a.s) ona (kurban kesmeyi) iade etmesini (yâni yeniden kurban kesmesini) emretti.

(Buhari, Müslim, İbni Mace)

Cündüp el-Beceli (r.a)'den şöyle demiştir:

"Ben kurban bayramının ilk günü Rasulullah (s.a.s)'in beraberinde idim. Bâzı kimseler kurbanlarını bayram namazından önce kestiler. Bunun üzerine Rasulullah(s.a.s)şöyle buyurdu:

"Sizden kim kurbanını bayram namazından önce kesti ise kurbanını iade etsin (yâni; yeniden kurban kessin) kim de henüz kesmemiş ise Bismillah diyerek kessin."

(Buhari, Müslim, İbni Mace, Nesei)


BAYRAMDA KURBAN EDİLMESİ YASAK OLAN HAYVANLAR
İki veya bir gözü kör, kulağı veya kuyruğunun tamamı veya çoğu kesik, kurban edileceği yere kadar yürümeye gücü yetmeyen hasta veya zayıf hayvanların kurban edilmesi sahih değildir. Dolayısiyle kurban edilecek hayvanların bütün azalarının sağlam olması esastır. Ancak boynuzu olmayan, hadım (iğdiş edilmiş, burulmuş) olan ve uyuz hastalığı bulunan hayvanın kurban edilmesi sahihtir. Zira bu hallerin, kurbanın etine herhangi bir zararı söz konusu değildir.

Ali (r.a)’dan;

Rasulullah (s.a.s) Mukabele'yi (yâni kulağının ön kısmından biraz kesilip salınan ve koparılmayan hayvandır) veya Müdarebe'yi (yâni kulağının arka kısmından birazı kesilip salınan ve koparılmayan hayvandır) veya Şarkaa'yı (yâni kulağı uzunlamasına yarılıp ikiye ayrılan hayvandır) veya Harkaa'yı (yâni kulağında yuvarlak delik bulunan hayvandır) veya Ced'a (yâni burnu kesik olan hayvandır) bayramda kurban etmeyi yasaklamıştır.

(Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed, Hakim)

İbni Hibban bu hadis için Sahih dedi.

Ali (r.a)'den şöyle demiştir:

"Resulullah (s.a.s) bize. (Kurban edeceğimiz) hayvanın gözüne ve kulağına iyice bakıp incelememizi (yanibu iki organda kusur bulunup bulunmadığını tetkik etmemizi) emretti."

(İbn-i Mace, Nesei)



Ubeyd b. Feyruz (r.a)' den şöyle demiştir:

Ben, Berâ bin Azib (r.a)'a, Resulullah (s.a.s)'in hoş görmediği veya yasakladığı kurbanlıkları bana anlat, dedim. Bunun üzerine Berâ, şöyle dedi:

"Rasulullah (s.a.s) (dört sayısını) şöyle işaret etti. Benim elim O'nun elinden kısadır ve şöyle buyurdu:

"Dört hayvan vardır ki kurban olmaz: Bir gözünün görmediği apaçık belli tek gözlü hayvan, hastalığı besbelli hasta hayvan, topallığı açıkça görülen topal hayvan ve kemiklerinde ilik kalmamış derecede zayıf olan hayvan."

(İbni Mace, Tirmizi, Ahmed, İbni Hibban, Hakim) Tirmizi bu hadis için Sahih dedi.


KURBANLA İLGİLİ DİĞER MESELELER
1- Cünüp olarak ziyaret tavafını yapan kimse ile Arafat vukufundan sonra cinsel ilişkide bulunan kimse dışında, herkes koyun veya keçiyi kurban edebilir. Bu iki kimse ise deve veya sığırdan başkasını kurban edemezler.

2- Haccın nafile kurbanı ile Temettü ve Kıran haccı kurbanlarından yemek caizdir. Çünkü bu kurbanlar ihramda bir kusur işlemekten ötürü lâzım gelen kefaret kurbanları olmayıp birer ibadet oldukları için diğer kurbanlar gibi onlardan yemek caizdir, hatta müstehaptır.

Câbir b. Abdillah (r.a)'dah rivayet edildiğine göre: Rasulullah (s.a.s) kurban ettiği her deveden bir parça etin alınmasını emretti. (Toplanan) etler bir çömleğe konulup pişirildi. Sonra Rasulullah (s.a.s) ve beraberindekiler etten yediler ve et suyundan içtiler.

(İbn-i Mace Sahih senedle rivayet etti)

3- Haccın nafile kurbanı ile Temettü ve Kıran haccı kurbanlarından geri kalan diğer hac kurbanlarından yemek caiz değildir. Zira geri kalan kurbanların hepsi kefaret kurbanlarıdır. Zueyb Ebu Kabiysa (r.a)'dan; Rasulullah (s.a.s) kurbanlık develerini benimle gönderir ve şöyle buyururdu:

"Eğer biri sakatlanır da ölmesinden korkarsan, derhal kes, nalını kanına bula ve hörgücühün sağ tarafını onunla damgala. (Hacc niyeti ile yolda bulunan) ne sen, ne de arkadaşların ondan yemesin."

(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

4- Hac kurbanları ' Harem'den başka bir yerde kesilemezler. Zira Allah (c.c) ihramda av öldüren kimseye lâzım gelen cezayı "Kabe'ye ulaşacak bir kurban"(Maide: 95) diye vasıflandırmıştır. Bunun için bu vasıf haccın bütün keffaret kurbanlarında şart olmuştur. Hem de hac kurbanına Hediy denilir. Hediy ise hediye olarak bir yere gönderilen kurban demektir.Hedyin yeri ise Harem'dir.

Rasulullah (s.a.s)'de:

"Mina'nın her tarafı kurban kesme yeridir. Mekke'nin de bütün yol ve dereleri kurban kesme yeridir"buyurmuştur.

(Ebu Davud, İbni Mace)’Hasen senedle.

5- Hac kurbanlarının eti her yerin fakirlerine verilebilir. Çünkü fakirlere yardım gayesini amaçladığı için hangi fakirlere verilirse verilsin gaye gerçekleşmiş olur.

6- Hac kurbanlarını nişanlamak ve beraberce Arafat'a götürmek vacip değildir. Çünkü HEDİY kelimesi kurban etmek için bir yere götürülen hayvan demek olduğuna göre onda nişanlanmış olma şartı yoktur. Fakat Temettü ve Kıran hacçı kurbanlarını nişanlamak iyidir. Çünkü bu kurbanların bayramdan önce kesilmesi caiz olmadığı için bayrama kadar onları tutacak kimse bulunmayabilir. Hem de Temettü ve Kıran haccı kurbanları kefaret kurbanları olmayıp birer nûsûk oldukları için onlarda aşikârlık esastır. Kefaret kurbanları ise bayramdan önce kesilebildikleri için öyle değildirler. Kaldı ki, kefaret kurbanları ihramda kusur işlemenin cezası oldukları için gizli kalmaları daha uygundur.

Mervân (r.a)'dan;

Rasulullah (s.a.s) Hudeybiye olayı esnasında Ashâbtan bin küsur kişi ile çıktı. Zulhuleyfe'ye geldiğinde, Rasulullah (s.a.s) kurbanını kilâdeledi (kurbanlık olduğu belli olsun diye boğazını nişanladı), damgaladı ve Umre yapmak niyeti ile ihrama büründü:

(Buhari, Ebu Davud, Ahmed)

7 - Deveyi ayakta, sığır, koyun ve keçiyi ise yatırarak kesmek daha iyidir.

Zira Allah (c.c): "Rabbin için namaz kıl ve kurban nahreyle." (Kevser: 2) buyurmuştur. NAHR ise ayakta boğazlamak demek olduğu için müfessirler: "Bu âyet ile deve kurban edilmesi emir buyurulmuştur" demişlerdir.

Allah (c.c): "Allah bir sığır zebhetmenizi buyurur" (Bakara: 67) âyeti ile:

"Ona fidye olarak zebhedilecek büyük bir kurbanlık verdik" (Saffat: 107) âyetinde ise ZEBIH kelimesini kullanmıştır. ZEBİH ise yatırarak boğazlamaktır.

Enes b. Mâlik (r.a)'den rivayet edildiğine göre:

Rasulullah (s.a.s) kurban bayramında iki boynuzlu alaca iki aded koç kurban ederdi ve (kurbanları keseceği zaman) "Bismillahi vallahû ekber" derdi. And olsun ki ben O'nu, ayağını kurbanların (sağ) yanlarına basarak kendi eliyle keserken gördüm."

(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre:

Rasulullah (s.a.s) Veda haccında Temettü eden zevceleri yerine aralarında (bölüşülmek üzere) bir sığır zebhetti (boğazladı).

(Ebu Davud, İbni Mace)

Enes (r.a)’den; şöyle demiştir:



"Rasulullah(s.a.s)yedi tane deveyi kurban olarak ayakta kesti."



(Buhari, Müslim)

Ziyad b. Cübeyr'den; şöyle demiştir:

"Mina'da ibn Ömerle beraber idim. Bir adamın de vesini oturtarak kesmek istediğini gördü. İbni Ömer (r.a) ona:

"Öndeki sol ayağını bağlayarak ayağa kaldırdık tan sonra kes. Çünkü bu Muhammed(s.a.s)'in sünneti dir."

(Müslim, Ebu Davud)

8- Herkesin kendi kurbanını yapabiliyorsa kendi eliyle kesmesi daha iyidir.

Enes b. Malik (r.a)’den rivayet edildiğine göre:

Rasulullah (s.a.s) kurban bayramında iki boynuzlu, alaca iki aded koç kurban ederdi ve (kurbanları keseceği zaman) Bismillahi vallahu ekber" derdi. And olsun ki ben O'nu ayağını kurbanların (sağ) yanlarına basarak kendi eliyle keserken gördüm.

(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Hem de kurban kesmek bir ibadet olduğuna göre hekesin kendi ibadetini bizzat kendisinin yapması daha iyidir. Zira kişinin kendi ibadetini bizzat kendisinin yapmasında daha fazla huşu vardır. Ancak şu var ki, kimisi hayvan kesmesini beceremez veyahut rahatlıkla yapamaz. . Bunun için bu kimseler kurbanlarını başkalarına Kestirirlerse caizdir.

9- Kurbanın çul ve yuları da fakirlere verilmeli dir. Kurbanı kesen kasaba kurbandan ücret verilemez.

Ali b. Ebu Tâlib (r.a)'den; şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.s) bana (Veda haccında Mekke'ye sevk ettiği kurbanlık) develerine nezâret etmemi, semerleri ile derilerini (fakirlere) taksim etmemi ve Kasaba (ücret olarak) develerden bir şey vermememi emretti ve:

"Kasaba (ücretini) biz (yanımızdan) veririz" buyurdu.

(Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Nesei, Ahmed)

10- Kurbanlığını beraberinde süren kimse eğer yol da ona binmek zorunda kalırsa binebilir. Binmek ihtiyacında olmayan kimsenin ise, binmemesi daha iyidir. Çünkü onu Allah yolunda vermek üzere malından ayırdığı için yerine varıncaya kadar ondan yararlanması doğru değildir. Ancak eğer ona binmek ihtiyacında ise o zamar binmesinde bir sakınca yoktur. Eğer deveye binmesi yüzünden devede bir eksiklik meydana gelirse, meydane gelen eksiklik miktarına zamin olur.



Ebu Hureyre (r.a)'den;

Rasulullah (s.a.s) (önünde bir deveyi sevkeden) bir adamı görmüş ve demiştir ki:

"Devene binsene!" Adam:

"O, kurbanlık devedir" diye cevap verdi. Rasulullah (s.a.s) yine:

"Devene binsene!" buyurdular. Ravi diyor ki:

Ve adamı devesine binmiş olarak Rasulullah (s.a.s) ile konuşup giderken gördüm. Nallar da devenin boynunda idi.

(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Ebu Zubeyr (r.a)'den;

Câbir’den kurbanlık hayvana binmek hakkında sordum. Şöyle dedi:

"Rasulullah (s.a.s)'in şöyle dediğini işittim:

"Başka bir binek buluncaya kadar, taşıyabildiği sürece bin

(Müslim, Ebu Davud)

11 - Eğer kurbanlığın sütü bulunursa sağamaz ve kuruması için memelerine soğuk su serper. Zira süt, kurbanlığın vücudundan oluştuğu için kendisi ondan yararlanamaz. Bu da eğer onu kesme zamanı yakınsa, böyledir. Eğer kesilmesi daha uzak ise hayvanın zarar görmemesi için onu sağıp sütünü fakirlere verir. Şayet sütü kendisi harcarsa, zamin olup ya da o kadar süt veya sütün değerini fakirlere vermesi lâzım gelir.

12 - Eğer kurbanlığını beraberinde sürerken kurbanlığı yolda ölürse eğer kurbanı nafile ise yerine başka bir kurban koymak zorunda değildir. Zira onu kurban yapmak istiyordu. O da elden çıkmıştı. Eğer boynuna borç olmuş bir kurbanı ödemek için onu götürüyor idiyse onun yerine başka bir kurban koyması gerekir. Çünkü boynuna borç olmuş olan kurban bunun ölümü ile ödenmiş olmaz.

13 - Eğer beraberinde sürdüğü kurbanlıkta büyük sayılan bir eksiklik meydana gelirse artık kurbanlığa yaramadığı için yerine başka kurban koyması gerekir.

Eğer kurbanlık deve yolda yorulup yahut hastalanıp yürüyemez olursa nafile ise onu kaldığı yerde keser, kanı ile boynundaki nali boyayarak hörgücünün yanlarına sürer. Ve etinden ne kendisi ve ne de zenginlerden herhangi biri yiyemez.

Züey el-Huzai (r.a)'den rivayet edildiğine göre:

Rasulullah (s.a.s)kurbanlık develerini kendisiyle beraber (Mekke'ye) gönderiyor ve şöyle buyuruyordu:

"Kurbanlıklarından ölüm tehlikesiyle karşılaş? ve öleceğinden korktuğun hayvan olduğu zaman sen hemen onu boğazla ve boynundaki nalı onun kanına batırdıktan sonra hörgücünün üstüne vur (ki kurbanlık olduğu bilinsin). Ne sen ne de senin beraberindeki kâfilede hiç bir kimse onun etinden bir şey yemeyin."

(Müslim, Ahmed, İbni Mace)

Devenin boynundaki naldan maksat, kurbanlık olduğunu bildirmek için boynuna takılan nişandır. Böy yapmanın faydası şudur ki: Kurbanlık olduğu bilinde zenginler yemeyip fakirlere kalsın. Çünkü zengin, fakir herkesin ondan yiyebilmesi için yerine varması şartır. Bu ise yerine varamadığı için hiç kimseye helâl olmaması gerekirdi. Fakat onu canavarlara yem yapmatansa fakirlere vermek daha iyidir. Zira ne de olsa fakirlere vermek sevaptan hali değildir. Kurbandan da gaye sevaptır.

Eğer yolda hastalanıp yürüyemiyen deve vacip bir kurbanlık ise onun yerine bir başkasını koyar ve onda hem malı olduğu ve hem de artık kurbanlığa yaramadı için istediği tasarrufu yapar.


KURBAN BAYRAMINDA KURBAN KESMENİN SEVABI
Aişe (r.a)'dan rivayet edildiğine göre: Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"Adem oğlu kurban bayramı günü kan akıtmaktan fazla Allah (c.c) katında sevimli hiç bir amel işlememiştir. Şüphesiz o (yâni kesilen kurban) kıyamet günü boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Şüphesiz kurbanın kanı da yere düşmeden önce Allah (c.c) katında kabul olunur. Artık (sevabı böyle olunca) gönülleri) kurban (kesmek sebebi) ile (sıkıntılı değil) hoş olsun.

(Tirmizi, İbni Mace, Haki

Tirmizi bu hadis için Hasen-Garib de Hakim bu hadis için Sahih der)

0 yorum :

Yorum Gönder